Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin nüfus politikaları bağlamında kadınların iş gücüne katılımını 2028 yılına kadar yüzde 40’ın üzerine yükseltmeyi hedeflediklerini açıkladı. Yılmaz, Nüfus Politikaları Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, aile ve çalışma hayatını dengeleyecek koşulların oluşturulmasının önemine vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve çeşitli bakan yardımcıları ile kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda, erişilebilir çocuk bakım hizmetleri ve iş-aile yaşam dengesi ana gündem maddesi olarak ele alındı.
Yılmaz, Türkiye’nin nüfusunun 2026 yılı sonu itibarıyla 86 milyon 92 bine ulaştığını ve yıllık artış hızının binde 5 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. Toplam doğurganlık hızının ise 2026’da 1,42 çocuğa gerileyerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine indiğini ifade etti. Doğurganlık hızının 1,50’nin altında kaldığı il sayısının 2017’de dört iken 2026’da 59’a yükseldiğini söyledi.
Ortanca yaşın 34,9’a yükseldiğini ve yaşlı nüfus oranının yüzde 10’u geçtiği il sayısının 62’ye ulaştığını belirten Yılmaz, bu düşüş eğilimini tersine çevirmek için doğru politika araçlarının birlikte kullanılmasının şart olduğunu vurguladı. Tek başına ekonomik desteklerin yeterli olmadığını, aile kurma ve çocuk sahibi olma kararının ekonomiden eğitime, çalışma hayatından kültürel iklime kadar pek çok etkenle belirlendiğini dile getirdi.
Bu kapsamda, 2026-2035 döneminin Aile ve Nüfus On Yılı ilan edilmesiyle uzun vadeli ve bütüncül bir dönemin çerçevesinin çizildiğini aktardı. Çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikaların yanı sıra, ailelerin çocuklarını güvenle büyütebilecekleri ve ebeveynlerin çalışma hayatından kopmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ekosistem oluşturmanın temel öncelik olduğunu belirtti.
Yılmaz, analık izninin toplam 24 haftaya (çoğul gebeliklerde 26 hafta) çıkarıldığını ve babalara verilen mazeret izninin 10 güne yükseltildiğini hatırlattı. Doğum veya evlat edinme sonrası ebeveynlere, çocuk ilköğretime başlayana kadar haftalık 20 saat yarım zamanlı çalışma imkanı getirildiğini duyurdu. Tek seferlik doğum yardımı ödemesinin 5000 TL’ye, ikinci çocuklar için aylık 1500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise aylık 5000 TL düzenli ödeme uygulamasının hayata geçirildiğini kaydetti.
Aile ve Gençlik Fonu kapsamında gençlere faizsiz kredi desteği sunulduğunu, kamu kurumlarında çocuk bakımevi açılması için gereken asgari çocuk sayısının 50’den 30’a indirildiğini ve 7 gün 24 saat esasına göre hizmet verebilecek bakımevlerinin önünün açıldığını ifade etti. 150 bağımsız bölüm üzerindeki konut projelerinde 0-66 aylık çocuklar için gündüz bakımevi alanı ayrılmasının zorunlu hale getirildiğini hatırlattı.
Yılmaz, 10 yaş altı çocuğu bulunan hanelerin büyük çoğunluğunun hane dışından bakım hizmeti almadığına dikkat çekerek, erişilebilir çocuk bakımını yaygınlaştırmanın önümüzdeki dönemin önemli çalışma alanlarından biri olacağını söyledi. Kadınların aile hayatı ile çalışma hayatı arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı, bakım sorumluluğunun daha dengeli paylaşıldığı bir yapıyı güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.
2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında kadınların iş gücü piyasasına katılım ve istihdam oranlarının artırılması ve çalışma hayatında fırsat eşitliğinin güçlendirilmesinin temel politika alanlarından biri olarak belirlendiğini vurguladı. Bu doğrultuda 2028 yılı için kadınların iş gücüne katılımını yüzde 40’ın üzerine çıkarmayı hedeflediklerini yineledi. Bu hedefe ulaşırken, kadınların çalışma hayatına katılımını sürdürülebilir kılacak koşulları da oluşturacaklarını sözlerine ekledi.
Sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmasının yasaklandığını ve yaş doğrulamasının zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Yılmaz, sanal oyunların yaşa uygun derecelendirilmesi ve ebeveyn onay mekanizmalarının zorunlu tutulduğunu belirtti. Aile Enstitüsü’nün de kurulduğunu dile getirdi.
Küresel ölçekte, medya ve sosyal medya üzerinden doğurganlığı azaltmaya ve cinsiyetsizleştirmeye yönelik kampanyalar yürütüldüğünü ancak Türkiye’nin kendi medeniyet değerleri doğrultusunda çocuğu bereket, aileyi huzur ve güven kaynağı olarak gördüğünü vurguladı. Bu anlayışı aşındırmaya çalışan bir dilin aile ve nüfus politikalarına yön vermesine izin verilmeyeceğini söyledi. Mayıs ayının son haftasının Milli Aile Haftası olarak ilan edildiğini hatırlattı.
Türk Devletleri Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde aile ve nüfus gündemini uluslararası platformlara taşıdıklarını belirten Yılmaz, 26-27 Ekim’de İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Aile ve Nüfus Konferansı ile bu birikimi akademik zemine taşıyacaklarını ifade etti. Nüfus meselesinde atılacak her adımın, güçlü aile yapısını koruma ve milletin geleceğini güvence altına alma sorumluluğuyla ele alındığını sözlerine ekledi.
Reklam & İletişim [email protected]