DOLAR 18,8324 0.06%
EURO 20,2881 -0.14%
ALTIN 1.133,600,47
BITCOIN 430678-2,09%
İstanbul

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Basın Bülteni

Basın Bülteni

19 Ocak 2023 Perşembe

KIŞ AYLARINI KİLO ALMADAN GEÇİRMEK İÇİN 10 TÜYO

KIŞ AYLARINI KİLO ALMADAN GEÇİRMEK İÇİN 10 TÜYO
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Kış aylarında da kilomuzu dengede tutabileceğimize dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, “Yaz aylarında hareketin daha fazla olması, sıcak havalarla birlikte suyun daha fazla tüketilmesi ve gecelerin daha kısa olması sebebiyle herkes kilo verme eğilimindedir. Ancak kışın hareket azlığı, gece atıştırma alışkanlığıyla birer birer gelen kilolara 10 adımda kolayca dur diyebiliriz” dedi.

Medical Park Tokat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, kış aylarında kilo almayı önleyecek bilgilendirmelerde bulundu.

Kış aylarında da kilomuzu dengede tutabileceğimize değinen Dyt. Hilal Mutlu, Baynıkoğlu, “Yaz aylarında hareketin daha fazla olması, sıcak havalarla birlikte suyun daha fazla tüketilmesi ve gecelerin daha kısa olması sebebiyle herkes kilo verme eğilimindedir. Ancak kışın hareket azlığı, gece atıştırma alışkanlığıyla birer birer gelen kilolara 10 adımda kolayca dur diyebiliriz” diye konuştu.

BU ÖNERİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiğini ve neler yapılabileceğini şöyle sıraladı:

  • “Vücudumuz harika çalışan bir makine gibidir. Makinedeki herhangi bir aksaklık sizin kilo almanıza sebep olabilir. İnsülin direnci, tiroidlerin düzgün çalışmaması, vitamin yetersizlikleri kilo vermenizin önündeki en büyük engeldir. Kilo vermeye kara verir vermez kan tahlillerinize baktırmanızda fayda var.
  • Yapılan araştırmalar günlük uyku süresi ile alınan kalori arasında bir bağ olduğunu gösteriyor. 5 saat ve daha az uyuyan bireylerde normalden daha fazla kalori alımına bağlı olarak kilo artışı gözlemlenmektedir.
  • Bitki çaylarının mucizelerinden faydalanın. Yeşil çay, beyaz çay, mate çayı gibi metabolizma hızlandıran çayları günlük beslenmenize mutlaka ekleyin. Bu çayları kullanırken dikkat edilmesi gereken şeylerden biri günlük tüketilen doz, ikincisi ise kalp, tansiyon, böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıkların ve gebelik durumunun olmamasıdır. Bitki çaylarını kullanmadan önce mutlaka diyetisyeninize ve doktorunuza danışınız.
  • Peynir, süt, yoğurt, ayran gibi süt ve süt ürünlerini tüketirken light olanları tercih etmek günlük kalori alımınızın azalmasına yardımcı olur.
  • Yumurta tüketimi ile beraber tokluk sürenizi artırabilirsiniz. Mucize besin, anne sütünden sonraki en kaliteli proteindir. Güne yumurta ile başlamak 36 saat tok kalmanıza yardımcı olur. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise yumurtayı yağda pişirmemektir. Haşlanmış veya omlet/menemen şeklinde tercih edilebilir.
  • Yemeklerinize lezzet katabilirsiniz. Yemekleri yaparken pul biber, kırmızıbiber, kekik, kör, kimyon, zerdeçal eklemek hem tuz tüketiminizi azaltır hem de metabolizmanızı ateşler.
  • Günlük hayatınızda suya mazeret bulmamalısınız. Kilo kaybınıza en büyük destekçi günlük içmeniz gereken sudur. Sabah kalkınca 2 bardak su içmek, öğünlerden önce 1 bardak su içmek, banyoya girmeden 1 bardak su içmek hem iştahınızı baskılar, hem de metabolizmanızı hızlandırır. Günlük 2-3 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin.
  • Sporu dönem dönem yapılan bir aktivite olarak görmeyin ve düzenli hale getirin. Önce daha ulaşılabilir hedeflerle başlayıp, her hafta hedeflerinizi yapabileceğiniz ölçülerde artırın. Yapacağınız sporu kesinlikle öğünlerden hemen sonra yapmayın, en az 1.5 saat geçmesine dikkat edin.
  • Yemeklerinizi yavaş yiyor musunuz, yoksa masadan en çabuk kalkan siz misiniz? Beyne tokluk hissinin 20. dakikada gittiğini unutmayın, yemeklerinizi mutlaka yavaş yavaş yiyin, bir lokmayı 15-20 dakika çiğnemeye özen gösterin.
  • Her öğünde masada çiğ sebze olmasına özen gösterin. Mevsiminde tüketilen sebzeler hem günlük almanız gereken lif içeriğini sağlar hem de daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.”
Devamını Oku

Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru

Mide balonu ile ilgili merak edilen 5 soru
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Obezite tedavisinde uzun yıllardır kullanılan etkili bir yöntem olan mide balonu, son dönemde oldukça sık uygulanan tedavi yöntemlerinden biri.  Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erenoğlu konuyla ilgili merak edilen 5 soruya yanıt verdi.

Mide balonu uygulaması nedir? 

Mide balon uygulaması obez hastalarda ameliyata alternatif etkisi ve başarısı kanıtlanmış seçkin bir tedavi yöntemidir. Uygulanması kolay ve kısa süreli endoskopik bir işlemdir, ameliyat değildir. Bu yöntemle hastaların kilo vermesi amaçlanır.

Mide balonu uygulaması ne kadar sürer?

İşlem 20-25 dakika sürer ve hastanede kalış süresi ortalama 2 saattir. Bu işlem uygulanan hastalar aynı gün işine veya evine dönebilirler.

Mide balonu uygulaması kimlere yapılır? 

Vücut kitle indeksi (VKİ) 30 ile 40 arasında olan hastalar bu işlem için uygun adaylardır.

Bu yöntemle ne kadar kilo verilir? 

Mide balonu uygulaması ile kilo veriminin esası; mideye yerleştirilen ortalama 500 cc hacme sahip içi sıvı dolu balon nedeniyle mide kapasitesinin azaltılmış olmasına dayanır. Hastaların büyük çoğunluğu 2-6 ay içinde fazla kilolarının yarısından fazlasını kaybederler.

Balon midede ömür boyu kalır mı? 

Mideye yerleştirilen balon genellikle 6 ayın sonunda kısa süreli endoskopik bir işlem ile çıkarılır. Endoskopik olarak mideye yerleştirilen balonlar olduğu gibi ağızdan yutularak yerleştirilen ve kendiliğinden eriyen balonlar da mevcuttur.

Devamını Oku

MİDE TEMBELLİĞİ İLE BAŞ ETMEK İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER

MİDE TEMBELLİĞİ İLE BAŞ ETMEK İÇİN ÖNEMLİ ÖNERİLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Mide tembelliği genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor ve bu konuda gerekli önlemlerin vakit kaybedilmeden alınması önem taşıyor. Mide rahatsızlıkları, vücudun ‘ikinci beyni’ olarak nitelendirilen ve gıda alımını sağlayan önemli organlar arasındaki bağırsakların sağlığını yakından ilgilendiriyor. Sindirim sisteminin temel yapı taşlarından olan bağırsaklar, midede oluşabilecek en küçük sorundan etkileniyor ve mide hastalıkları bağırsakların da işleyiş biçiminde olumsuz değişimlere yol açarak, farklı sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Sindirim sistemini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşüren mide hastalıklarına karşı, takip ve tedavi süreçlerinin aksatılmaması gerekiyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Nurettin Tunç, mide tembelliği ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Cerrahi sonrası veya diyabet nedeniyle gelişebiliyor

Tembel, yavaş mide ya da gecikmiş mide boşalması olarak bilinen ‘Gastroparezi’, midenin olağan sürede sindirmesi gereken besinleri daha uzun sürede sindirmesi durumu olarak tanımlanmaktadır. Gastroparezi ya da bir diğer adıyla ‘mide tembelliği’, mide içerisinde bulunan kasların normal spontan hareketini etkileyen bir durumdur. Organların işleyiş biçimindeki aksamalar, diğer organların fonksiyonlarında bozukluk veya ciddi hasarlara neden olabilmektedir. Rutin işleyiş biçiminde olması gereken, güçlü kas kasılmalarının, gıdaların sindirim sisteminden geçmesini sağlamasıdır. Bu duruma ek olarak Tip 1 diyabet hastalarında mide felci görülme olasılığı daha yüksektir. Sindirilen besinlerin ince bağırsağa gönderilememesiyle bakterilerin üretilmesi ile ortaya çıkan bu durumun en kısa sürede tedavisi sağlanmalıdır.

Riski artıran etmenlere dikkat!

Mide hastalıkları ve diyabetin yanı sıra kronik rahatsızlıklara karşı kullanılan ilaçlar da mide tembelliğine yol açabilmektedir. Mide tembelliğine neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilir;

  • Yersiz veya aşırı ağrı kesici kullanımı,
  • Yüksek tansiyon,
  • Bazı antidepresan haplar,
  • Alerji ilaçları mide tembelliği nedenleri arasındadır.

Mide tembelliği teşhisi konulmuş bireylerin alerji, antidepresan ve ağrı kesici hapların kullanımına devam edilmesi durumun daha fazla kötüleştirebilir.

Fiziksel aktiviteyi özen gösterin

Mide tembelliğinin cerrahi bir müdahalesi bulunmamaktadır. Ancak hekimin uygun gördüğü ilaçlar ve diyet/beslenme şeklinin uygulanması psikolojik ve fiziksel olarak olumlu etkilerle sonuçlanacaktır. Kilo kontrolü başta olmak üzere egzersiz, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler yapmak gerekir. Hareketsiz yaşam terk edilerek bağırsakları hareketlendirmeye uyumlu egzersiz çeşitleri uygulanmalıdır.

Düzenli ve doğru beslenme tedavide anahtar rol oynuyor

Doğru beslenme planlaması mide tembelliğinde en önemli iyileşme basamaklarından biridir. Beslenme şeklinde değişiklilere gidilmesi gerekmektedir. Posalı besinlerin tüketimine özen gösterilmeli, aşırıya kaçan karbonhidrat tüketimine ise dikkat edilmelidir. Et tüketimi ideal seviyede tutulmalıdır. Taze ve günlük sebze- meyve tüketimi önemlidir. Özellikle günlük kafein ve çay tüketiminin bir ya da iki fincanı geçmemesi gereklidir.

Tedaviyi yarıda bırakmayın

Kan testleri, ultrason ve endoskopi uygulaması sonrası mide tembelliği tanısı konulan bireylerde, yaşam tarzı alışkanlıkları ve diyet beslenme rehberliğinde bir tedavi süreci gerçekleşmektedir. Ek olarak mide fonksiyonunu destekleyen ilaçların kullanılması mide kasılmasını artırarak mide boşalmasını sağlayacaktır. Bu ilaçların tedavi süresi boyunca düzenli kullanılması gereklidir. Hekime danışılmadan yarıda bırakılan tedavi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Cerrahi dışı endoskopik tedavilerden ön plana çıkan G-POEM yöntemi ile mide çıkışındaki kaslar ameliyatsız bir şekilde kesilerek, gıdaların takılmadan mideden bağırsaklara geçişi sağlanabilmektedir. İlaçlı tedaviden başarılı sonuç elde edilmeyen hastalara tedavi seçeneği olarak ortaya çıkan bu yöntem sayesinde aynı gün taburcu olunabilmektedir..

Devamını Oku

ÇOCUĞUNUZUN ATEŞİ VARSA DİKKAT ETMENİZ GEREKEN 6 KURAL

ÇOCUĞUNUZUN ATEŞİ VARSA DİKKAT ETMENİZ GEREKEN 6 KURAL
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Kış aylarında bulaşıcı hastalıkların da görülme oranı artıyor. Covid-19 pandemisi nedeniyle de aileler çocukların ateşinin çıkması durumunda normalden daha fazla paniğe kapılıyor. Bebeklerde 38 dereceyi geçen ve 48 saatten uzun süren ateş yükselmesinin ciddiye alınması gerekiyor. Öncelikle ateş ölçümünün doğru şekilde yapılması öneriliyor ve endişe ile yanlış uygulamalardan kaçınılarak ateşin nasıl düşürülebileceğinin bilinmesi önem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mümine Türksoylu, çocuklarda yüksek ateş durumunda doğru müdahale için önemli önerilerde bulundu.

 

Ateşi nasıl ölçtüğünüze dikkat edin

Çocuklarda normal vücut ısısının 36.5-37 derece olması gerekir ve bu değerin üzerindeki durumlar “ateş” olarak adlandırılır. Koltuk altından ölçümlerde 37.5 derecenin, makattan yapılan ölçümlerde 38 derecenin, kulaktan yapılan ölçümlerde ise 37.8 derecenin üzerinde bir ateş var ise; bebeğin ateşinin yükseldiği söylenebilir. Bebeğin vücut ısısı; ortama, kıyafete göre ya da sabah ve akşam saatlerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle saat 17.00-18.00 arasında vücudun ısısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla; her ısı değişikliği bir hastalığa işaret etmiyor olabilir.

 

48 saatten uzun süren ateşe dikkat!

Bebeklerde 1,5-2 yaşına kadar devam eden aşı döneminde yüksek ateş bir yan etki şeklinde görülebilir. Aşı sonrası görülen ateş normaldir; ancak çok yüksek olmaması gereken bu ateş 38 dereceyi geçip, 48 saatten uzun sürer ise vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Öte yandan boğaz, kulak, sinüzit, akciğer enfeksiyonu gibi durumlar veya diş çıkarma dönemleri ateşe neden olabilirken; romatizmal hastalıklar, hematolojik ve onkolojik rahatsızlıklar da yüksek ateş sebebi olabilir.

 

İlk 3 ay çok önemli!

 

Özellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk 3 ay boyunca ateşin yükseldiği fark edilince, bu dönemde bağışıklık sistemi de tam olarak gelişmediği için, bebek hemen doktora götürülmelidir. 3 ayı geçen bebeklerde, eğer ateş 24 saat sonrasında devam ediyorsa, bir doktorun muayenesi şarttır. Ateş yüksekliğine, kusma, bulantı, ishal gibi bulgular da eşlik ediyorsa durumun ciddiyeti algılanmalıdır.

 

Ateşli nöbet geçiren çocuklarda bunlara dikkat edilmeli

  1. Çocuklar ateşlendiğinde düzenli ateşleri ölçülmeli, gerekli görülürse ateş düşürücü ilaç verip, üzerindeki kıyafetler inceltilmelidir.
  2. Ateş düşürücü ilacın etkisi 1 saatten önce başlamaz ve tam etkisi ise 3-4 saatin sonunda ortaya çıkar. Bu yüzden panik yapılmamalıdır.
  3. Ateş düşürücü verdikten sonra eğer ateş 38.5-39 civarına ulaşıyorsa, ılık suyla vücuduna kompres yapmak ateşin düşmesine yardımcı olur.
  4. Ateşi yüksek olan çocuğun su kaybının fazla olacağı, iştahının azalacağı akılda tutularak bol sıvı verilmeye çalışılmalı, yemek konusunda ısrarcı olunmamalıdır.
  5. Çocuk eğer ateşli havale nöbeti geçiriyorsa 3 – 4 dakika içinde sona erecektir.
  6. Nöbet daha uzun sürüyorsa 112 aranıp yardım istenmelidir.
Devamını Oku

Hentbol takım sporlarının yeni yükselen yıldızı! 

Hentbol takım sporlarının yeni yükselen yıldızı! 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Eltopu anlamına gelen Hentbol dünyadaki en eski takım sporlarından biri. Günümüzdeki kurallarıyla oynanması 19. yüzyılın başlarında gerçekleşen spor Türkiye’ye 1900’lerin başında giriş yaptı. Karşılaşmalar 1976 yılından bu yana Federasyon çatısı altında gerçekleştiriliyor. Olimpiyat oyunlarından biri de olan hentbol dünya üzerinde 150’ye yakın ülkede oynanıyor ve 8 milyon civarında lisanslı kadın ve erkek oyuncuya sahip. Türkiye’de son yıllarda takım sporlarının yükselen yıldızı haline gelen oyuna kız ve erkek öğrencilerin de ilgisi büyük.

Güç, dayanıklılık, koordinasyon becerisi kazandıran bir spor dalı

1 kaleci, 6 oyuncu olmak üzere 7 kişiden oluşan iki takımla oynanan spor dalında oyunlar 30 dakikalık iki devreden oluşuyor. Hentbol, diğer takım sporları gibi birçok kazanımı içinde barındıran bir spor branşı. Güç, dayanıklılık, sürat, koordinasyon ve mücadele ruhu bu spor branşında sporcuya kazanımlarından bazıları. Hentbol takımlarının en önemli özelliklerinden biri de birbirleriyle olan kopmaz bağlarının devamlılığı. Bu kuvvetli bağlar sayesinde oluşan takım ruhu sportif başarıların kazanılmasının en önemli göstergesi. Son yıllarda hentbol branşında başarılı olan milli oyuncular spor hayatlarına dünya takımlarında devam edebiliyorlar.

Lise Kız Hentbol Takımı Türkiye Şampiyonasında Yarı Finallere yükselen Hisar Okulları hentbol branşında iddiasını sürdürüyor 

Genç Kız Hentbol Türkiye Şampiyonası Grup Elemeleri bu yıl 04 – 08 Ocak tarihleri arasında Edirne’de düzenlendi. Hisar Okulları Lise Kız Hentbol takımı ise Edirne’de oynadığı grup elemelerindeki maçları kazanarak yarı finale gitmeye hak kazandı. Takım 07-10 Şubat tarihlerinde Türkiye Şampiyonası Yarı Finalleri için mücadele edecek.

Takımı çalıştıran Hisar Okulları spor öğretmenlerine göre; hentbol takım ruhunu ön plana çıkararak öğrencilerin öğrendikleri kazanımları akademik hayatlarına da  transfer edebilmeyi, birlik olmanın önemini, hızlı düşünüp karar verebilmeyi, spor disiplinini hayata entegre edebilmeyi ve mücadele ruhunu aşılamayı sağlıyor. Öğrenciler ayrıca spor branşlarında elde ettikleri başarıları belgeleyerek; yurtdışında veya yurtiçinde yüksek öğrenim başvurularında burs hakkı kazanıyorlar.

Öğrenciler hentbol sayesinde akademik başarılarının ve arkadaşlık ilişkilerinin iyileştiğini ifade ederek; akranlarını bu spora başlamaya davet ediyor

Okulda hentbol sporuna kız ve erkek öğrenciler 8 ve 12 yaş aralığında başlayabiliyor ve temel eğitim alabiliyorlar. Alt yapı grupları Hisar Okulları Spor Kulübü bünyesinde 3. ve 4.sınıf seviyelerinden başlarken okul takımları ise 5. sınıf itibariyle küçükler kategorisinden oluşuyor. Öğrenciler hentbola başladıktan sonra akademik başarılarının yükseldiğini, arkadaşlık ilişkilerinin daha iyi hale geldiğini ifade ederek, akranlarını bu spora başlamaya davet ediyor.

 

Hisar Okulları’nın eğitim modeli bilim, mühendislik, sanat ve tasarım alanlarını kapsıyor 

Hisar Okulları kurulduğu ilk günden bu yana, dünya ile rekabet edebilen öğrenciler yetiştirmek üzere; bilim, mühendislik, sanat, tasarım gibi farklı alanların ilişkilendirildiği bir eğitim modeli ve akademik program sunuyor. Okul; en küçük yaşlarından başlayarak, her düzeydeki öğrenciler için ilgi alanları doğrultusunda deney ve gözlem odaklı bilgi ve beceri edinme fırsatları yaratıyor. Bu becerilerle donanmış öğrenciler yaşam yolculuklarına, sorun belirleme, çözüm üretme ve bu çözümleri sebatla uygulamaya koyma tecrübesiyle başlıyorlar. 1591 öğrencisi olan okulun mezunları, Türkiye ve dünyanın önde gelen eğitim kurumları ve kuruluşlarında eğitim ve çalışma hayatlarına devam ederken, içinde bulunduğu toplumun ilerlemesine de katkı veriyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.